26 Mart 2013 Salı

Guatr Nedir

* Genel olarak tiroit bezinin, iltihabı olmayan, normal fonksiyonlu ve habis olmayan büyümeleri kastedilmektedir.


* Bu tarif yurdumuzda, “ Basit Guatr ” olarak nitelendirilmektedir. Fakat bunun böyle nitelendirilmesi pek te doğru değildir. Çünki bu isim, hekimleri yanıltabilmektedir. Böyle küçümsenen bu hastalık, ilaçla tedavi edilmesi mümkün iken, cerrahi müdahalelerle tedavi edilmek zorunda bırakılmaktadır. Böyle olunca da, zehirli guatr’a ( hipertiroid ) dönüşebilmektedir.


* Guatr bir bölge halkında yaygın olarak bulunursa ; Endemik, tek tük olursa sparadik guatr’ dan bahsedilir. Bunun en güzel örneği; Kastamonu çevresidir.


HASTALIĞIN GELİŞİMİ VE SEBEBİ :


* Tiroit bezinde, tiroit hormonunun yapımı  çeşitli sebeplere bağlı olarak azalırsa, beyinde yer alan hipofiz bezinin tirioidi artar ve bu hormon tirioit bezini büyüterek neticede guatr’ ı meydana getirir.


* Guatr’ ın meydana gelmesinde en önemli sebep, iyot yetersizliğidir.


* En çok denizde uzak ve dağlık yerlerde olacağı gibi, genetik olarak ta bu hastalığa rastlamak mümkündür.


* Yurdumuzda 4 milyon kadar endemik guatr hastası vardır. Endemik guatr iki şekilde görülür; diffüz (yaygın) ve nodüler ( yumrulu ) guatr. Nodüler guatr oldukça mühimdir. Çünkü bunların kanser olma ihtimalleri, zehirli guatr haline dönüşme gibi tehlikeleri vardır.


HASTALIĞIN BELİRTİLERİ :


* Boynun geniÅŸlemesi veya boyunda bir kitlenin hissedilmesi.


* Yutkunmada ve nefes almada zorluk çekilmesi, ses kısıklığı.


* Nadir olarak kanama,  başlıca belirtileri arasındadır.


HASTALIĞIN TEDAVİSİ :


1.  Diffüz guatr : Hastaya ağız yoluyla belirli dozlarda tirioit hormonu verilerek,    tirioit bezinin büyümesine sebep olan durumu gidermek amaçlanır. İlaç tedavisinin cevap vermediği durumlarda ameliyat gereklidir.


2.  Nodüler guatr : Hem tehlike potansiyellerinin yüksek oluşu hem de ilaç tedavisine pek iyi cevap vermediklerinden, bunların tedavisi esas itibariyle cerrahidir.



Guatr Nedir

Parkinson Nedir

* Beynin alt kısımlarındaki gri cevher çekirdeklerinin bozukluğuna bağlı bir sinir sistemi hastalığıdır. Genellikle orta yaş hastalığıdır. Adını,  “Titremeli Felç” olarak niteleyen James Parkinson’ dan almıştır.


* Binde bir sıklıkla görülen, müzmin, ilerleyici, tedavisiz iyileşmeyen bir hastalıktır. 


HASTALIĞIN SEBEBİ :


 * Temel bozukluk, koordineli hareketleri düzenleyen beyin bölümlerindedir.


* Bu bozukluğu yapan sebep tam bilinmiyorsa; “ Hiyopotil Parkinson ”, sebebin belli olduğu durumlarda ise; “ Parkinsonien Sendramlar ” adı verilir.


Bunlar :



  1. Geçirilmiş beyin enfeksiyonları,

  2. Bazı ilaçlar,

  3. Ailevi sebepler,

  4. Travma,

  5. Zehirlenmeler,

  6. Tümörler,

  7. Kandaki kırmızı hücrelerin aşırı çoÄŸalması…. gibi durumlardır.


HASTALIĞIN GELİŞİMİ VE BELİRTİLERİ :


* Hastalığın temel belirtileri, titreme, sertlik ve hareketlerin yavaşlamasıdır.


* Titreme ilk ortaya çıkanı olup, başlangıçta tek eldedir. Daha sonra aynı tarafın bacağına veya karşı ele geçebilir. Sıklıkla, hastalıktan vücudun bir yarısı baskın olarak etkilenir.


* Titreme dinlenirken olup, uyurken kaybolur. Sinirlilik veya yorgunluk, titremeyi arttırabilir.


* Sertlik veya katılık, boyun kaslarında başlar ve başın gövdeden önde tutulmasına sebep olur.


* Hasta hantallaşır, saatlerce oturur. Hızlı ve küçük adımlarla sendeleyerek yürür.


* Monoton bir konuşması vardır.


* Yüzdeki mimik ve jestler silinir, yüz anlamsız bir hal alır.


* Hastada bunama görülür.


* Hastada dakikalarca hatta saatlerce göz kayması meydana gelir ve çok rahat-sızlık verir.


HASTALIĞIN TEDAVİSİ :


Tedavi üç grupta planlanabilir:



  1. Hastayı, faydalı aktiviteler ve zihni faaliyetlerle, içe kapanık ve cemiyetten ayrı ol-


maktan korumaktır.


2.  Bu tedavi cerrahi olup, hastanın ızdırabını azaltmak için kullanılır. Hasta bölgenin


elektrik veya alkolle tahribinden ibarettir. Cerrahi tedavilerde titreme düzelir fakat kasılmalarda gözle görülür bir değişiklik olmaz.


3.  Bugün Parkinson’ un esas tedavisi olarak ele alınan, ilaç tedavisidir.



Parkinson Nedir

Düş Görme ve Düş Görmenin İşlevi Üzerine Kuramlar

Düşlerin gözlemlenen niteliklerini belli bir görüş açısından açıklamaya çalışan ve aynı zamanda düşlerin daha geniş görüngüler evrenindeki konumunu tanımlayan her sav bir düş kuramı diye adlandırılmayı hak eder. Değişik kuramların, düşlerin şu ya da  bu niteliğini temel alıp açıklama ve bağlantı kurmalarına başlangıç noktası olarak o niteliği yerleştirmeleriyle birbirlerinden ayrıldığını görürüz. Bir kuramın düş görme için bir işlev ortaya atması gerekmez. Yine de amaçlılığa ilişkin açıklamalar arama alışkanlığımız nedeniyle düşlere bir işlev yükleyen kuramları benimsemeye daha yatkınızdır.



Düş Görme ve Düş Görmenin İşlevi Üzerine Kuramlar

Kuduz Nedir

* Merkezi sinir sistemini ağır şekilde etkisi altında tutan, insanlara, hayvanlardan geçen bir hastalıktır. Günümüzde bile ölümlere sebep olmaktadır. Etkeni, “Rhabdovirus” lar grubundan olan bir RNA’ lı virüstür. Bu virüs, kuduz hayvanların salyasında bulunur ve genellikle ısırılma suretiyle bulaşır. Virüs, diğer memeli hayvanlara vampir yarasadan geçmiştir.


* Hastalığın kuluçka süresi, 8 yıldan 2 yıla kadar değişebilir. Fakat ortalama 40 gündür. Bu esnada, kuduz aşısı veya anti serumu yapılırsa, hastalık belirti vermeden önlenebilir. Klinik belirtiler ortaya çıktıktan sonra aşıdan fayda beklenemez.
HASTALIĞIN GELİŞİMİ VE SEBEBİ:


          * İlk olay, virüsün deriden veya mukozlardan vücuda girmesidir. Burada çoğalır ve sinir uçlarından içeri girip, sinir yolunu takip ederek merkezi sinir sistemine ulaşır. Fakat hastalığın yayılmasında bunun pek bir önemi yoktur.


Beyinde hemen sadece gri cevherde çoğalan virüs yeniden otonom sinirler yolu


ile tükürük bezleri,böbrek,böbrek üstü bezi,akciğer,karaciğer,deri ve kalp gibi


organlara ulaşır. Virüsün  tükürük bezine ulaşması hastalığın salya ile bulaşmasına


neden olur.


 HASTALIĞIN BELİRTİLERİ:


* Kuduz bir hayvan tarafından ısırılıp tedavi edilmeyen bir insanda ilk belirtiler kuluçka devri bittikten sonra bir ila dört gün sürebilir.


* Bu belirtiler; ateÅŸ, baÅŸ aÄŸrısı, kaşıntı, halsizlik, bir takım aÄŸrılar, kusma, öksürük, içine kapanma, korku, çeÅŸitli yüz mimiklerinde deÄŸiÅŸme, hırçınlaÅŸma…. gibi belirtilerdir.


* Daha sonra huzursuzluk, beş duyuya ait hayaller, kavgacılık, hava akımından, parlak ışıktan, sudan ve görmekten korkma gibi belirtiler gelişir.


* Sudan korkmanın sebebi; yutkunma kaslarının ağrı vermesidir.


* Salyasını yutamayan hastanın ağzı köpürür ve sonuçta felçten ölür.


HASTALIKTAN KORUNMA YOLLARI :


         * Esas korunma; bulaştırmada en önemli rolü oynayan başı boş köpeklerin, ortadan kaldırılmasıdır.


* Ev hayvanları, kuduz virüsü ile karşılaşma riski yüksek olan veterinerler, mağaracılar ve hayvan bakıcıları, önceden aşılanmalıdır.


* Şüpheli ısırıklarda yara, bol su ve sabunla yıkanmalıdır.
HASTALIĞIN TEDAVİSİ :


         Tedavinin üç ana prensibi vardır:




  1. 1.     YARA TEDAVİSİ : Kuduz şüphesi olan hayvan tarafından ısırılan yer,


hemen ilk fırsatta bol su ve sabunla veya tentürdiyot gibi alkollü dezenfektenlerle


yıkanmalıdır. Ayrıca tetanoz aşısı olunmalı veya tetanoz için antibiyotikler alınmaya başlanmalıdır.




  1. 2.     PASİF BAĞIŞIKLANMA : Kuduz antiserumları ile yapılır.


  2. 3.     AKTİF BAĞIŞIKLAMA :   Ölü kuduz virüsü aşıları ile yapılır.



Kuduz Nedir

Hormonların Tıpta ve Hayvancılıkta Kullanımı

Hormon yetersizliği çeken hastalar, gereken hormon verilerek tedavi edilir. Örneğin cücelik belirtileri gösteren hipofiz hastalarına HGH (insan büyüme hormonu), şeker hastalarına da insülin verilir. Hormonlar nüfus planlamasında da kullanılır.


Doğum kontrolü yöntemlerinden biri olan ağızdan alınan doğum kontrol hapları doğal yumurtalık hormonlarıyla bunlara çok benzeyen sentetik maddelerden oluşur. Bu haplarda bulunan östrojen ve progesteron karışımı yumurtlamayı engelleyerek gebeliği önler.


Bazı aileler kadının yumurtalıklarının iyi çalışmaması ya da erkeğin erbezlerinin sperma üretmemesi yüzünden çocuk sahibi olamaz. Bu sorunlar insan hipofizinden elde edilmiş FSH ve ICSH kullanılarak tedavi edilir. Aynı amaçla yalnızca etenenin ürettiği insan koriyonik gonadotropin hormonundan da yararlanılabilir. Ama kadın kısırlığının tedavisi sırasında bazen yumurtalıkların aşırı uyarılması çoğul gebeliğe yol açabilir.


Adetten kesilmiş kadınlara östrojen verilerek menapoz döneminde görülen ve kemik kitlesinde azalma yaparak kırık oluşumunu kolaylaştıran osteoporoz hastalığından korunma sağlanabilir. Östrojen tedavisiyle başta menopoz rahatsızlıkları ile bazı yumurtalık hastalıkları da iyileştirilebilir. Ama son yıllarda östrojen tedavilerinin bazı tehlikeli sonuçlara yol açtığı belirli kanser türleri ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Dolayısıyle östrojen kullanımı azalmaktadır.


Laboratuvarlarda üretilen sentetik sığır büyüme hormonu(BGH) ayda bir iki kez süt ineklerine verildiğinde hayvanın süt verimi %30’a kadar artar. Gene bir büyüme hormonu olan sığır somatotropin (BST) sığırlarda hem yağsız et, hem de süt verimini arttırır. Bu hayvanların et ve sütleri insanların tüketimi için satılabilmektedir, ama örneğin ABD’de BGH ve BST’nin satışına ve sürekli kullanımına izin verilmemiştir. Hayvancılık birlikleri ve çevre örgütleri de bunların kullanımına şiddetle karşı çıkmaktadır. ABD’de bazı süpermarket zincirleri hormonlu et ve sütleri kabul etmemektedir; büyük süt üreticisi bazı eyaletlerde de hormonlu süt üretimine karşı yasalar çıkarılmıştır.


Bilim adamları doğal hormonların kimyasal yapılarını inceleyerek, onların yerini alabilecek bir çok kimyasal maddeyi bireşim yoluyla üretmeyi başarmışlardır. Steroit hormonlar karmaşık polipeptit ve protein yapılı hormonlardan daha basittir. Ama zamanla sağlanan ilerlemeler ACTH, insülin, tirokalsitonin, oksitonin ve vazopressin gibi hormonların laboratuvarlarda üretilmesine de olanak vermiştir. Polipeptit ve protein yapısındaki hormonlar belirli bir düzen içinde sıralanmış aminoasit zincirlerinden oluşur. Bilim adamları ilk aşamada hormonu oluşturan yapıtaşlarının birkaç parçasını üretip, daha sonra bunları birbirine ekleyerek hormonları elde etmişlerdir. Son yıllarda ise yeni bir yöntem geliştirilmiştir. Bu işlemde hormon molekülünün en sonundaki aminoasit bir reçine ya da benzer bir maddeye tutturulur; daha sonra tersten gidilerek aminoasit dizisi hormon molekülünün en başına kadar tamamlanır ve son aşamada tamamlanan zincir reçine kökünden kurtarılarak hormon molekülü elde edilir. Katı hal yöntemi denen bu işlem otomatik olarak yapılabilir ve çok miktarda sentetik hormon hızla üretilebilir. DNA moleküllerini yeniden birleştirmeye dayalı genetik mühendisliği işlemleriyle de insülin ve insan büyüme hormonu üretiminde gelişmeler sağlandı.



Hormonların Tıpta ve Hayvancılıkta Kullanımı

Menenjit Nedir

* Beyin zarlarının iltihabıyla oluşan bir hastalıktır. Kafatası zedelenmeleri veya orta kulak hastalığı sonucu beyin iltihaplanabilir. Kanla gelen mikroplarda özellikle küçük çocuklarda menenjit yapabilir.


* Menenjite mikroorganizmalar yol açmaktadır. En sık rastlanan mikrop menen gokok  ismi verilen kahve tanesini andıran bir çift mikroptur.


HASTALIĞIN GELİŞİMİ VE SEBEBİ:


* İnsanların çoğunda menengokoklar sadece boğazda bulunur. Fakat kişinin rutubet ve soğuğa veya fazla miktarda mikrop istilasına maruz kalması sonucu  bu mikroplar kan dolaşımına geçerler.


HASTALIĞIN BELİRTİLERİ:


* Kuluçka devri 1 – 5  gündür ve belirtileri ani başlar.


* Ateş yükselir, çocuklar havale geçirebilir, deri döküntüsü görülebilir.


* Çok şiddetli baş ağrısı, fışkırır tarzda kusma vardır, hasta ışığa bakamaz


genellikle bacaklarını ve omurgasını gergin tutarak bir yanına yatar.


* Ense sertliği vardır ve hasta boynunu öne eğemez.


* Sırt üstü yatan hastanın bir bacağı karnının üstüne gelecek şekilde büküldükten sonra bacağı dizden açmaya çalışmasıyla çok şiddetli ağrı hisseder.


* Hastanın komaya girmesi durumun kötüye gitmesine işarettir.


* Kesin teşhis hastanın belinden su alınıp mikroskopta incelemek ve biyokimyasal araştırmalar yapmakla konulur.


HASTALIĞIN TEDAVİSİ:


* Belden alınan sıvıdaki mikroplara uygun olan antibiyotik tespit edilinceye


kadar yüksek dozda penisilin ile tedaviye başlanır.


* Daha sonra uygun olan antibiyotik ile tedaviye devam edilir.


* Bu tedavi hastahanede yapılmalıdır.


* Tedavinin yapılmaması, geciktirilmesi veya yanlış olarak uygulanması


neticesinde şayet hasta ölmez ise istenmeyen bazı sakatlıklar kalır.(Körlük,sağırlık


ve zeka geriliÄŸi gibi…)



Menenjit Nedir

25 Mart 2013 Pazartesi

Böbreküstü Bezlerinin Önemi

Yaşamsal önem taşıyan böbreküstü bezleri, böbreklerin hemen üzerinde yer alır. Her biri korteks denen bir kabuk bölgesi ile medulla ya da öz denen iç bölgeden oluşur. Bu iki bölge kimyasal yapısı farklı hormonlar üretir.


Kabuk bölgesi ACTH’nin denetimi altında çalışarak steroit grubu hormonları salgılar. Salgıladığı iki grup steroit vardır. Glükokortikoitler ve mineralokortikoitler. Bu hormonlar değişen ölçülerde gıda metabolizmasını ve mineral dengesini düzenler. Bir glükokortikoit olan kortizol tıpta iltihaplara karşı kullanılır. Ayrıca doku ya da organ nakli yapılan hastalara vücudun yeni organı reddetmesini önlemek için verilir.


Böbreküstü bezi kabuk bölgesi yetersizliğinde Addison hastalığı görülür. Hastalığın başlıca belirtileri zayıflama, tansiyon düşmesi, vücut sıcaklığının azalması ve sodyum kaybıdır. Tedavisi kortizol ve sodyumklorür ile yapılır. Kadınlarda böbreküstü bezleri kabuk bölgesinin çok çalışması aşırı kıllanmaya yol açar.



Böbreküstü Bezlerinin Önemi